SON DAKİKA:

planlama
31 Aralık resmi tatil mi, yarım gün mü?
23 Aralık Gümüş fiyatları
12°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH Digital

Haberin merkezine hoş geldiniz! Son dakika haberler, analizler ve yorumlar... GDH Digital ile bilgiye ulaşın.

Gizlilik politikamızı okuyun.

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Ana SayfaGündemDünyaEkonomiSavunmaTeknolojiKültür & SanatSporSağlıkYakın PlanYazarlarHaftalıkUzay
TarihPozitifTeknofestYaşamİnfografikPodcastGaleriTelevizyonBiyografiEğitimCanlı GelişmelerDeprem HaritasıYerel Haberler
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber Gönder
Gizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
12°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text
  • GDH
  • Yakın Plan
  • Cato Institute: Trump'ın Gazze barış planı sadece bir hayal mi?

Cato Institute: Trump'ın Gazze barış planı sadece bir hayal mi?

Uluslararası İstikrar Gücü, Filistin Devleti'nin varlığı, Hamas'ın silah bırakması ve Ortadoğu'nun dinamikleri. Gazze Barış anlaşması sadece Trump'ın bir hayalperestliğinden mi ibaret?

Son Güncelleme: 20.12.2025 - 01:56

editor avatar
Adem Kılıç

Editör

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş
Cato Institute: Trump'ın Gazze barış planı sadece bir hayal mi?

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Cato Institute'de imzalanmasının üzerinden yaklaşık 2 buçuk ay geçen Trump'ın yirmi maddelik Gazze barış planının geldiği noktanın ve geleeğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

ABD anlaşmayı ikinci aşamaya taşımaya hazırlanırken, bunun gerçek bir stratejik gerçekçilik mi yoksa sadece bir hayalperestlik mi olduğu sorusunun giderek daha fazla sorulduğu tespiti yapılan analizde, Gazze'de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'nün BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylamasına rağmen, tek bir ülkenin bile resmi olarak asker göndermeyi taahhüt etmemesine dikkat çekildi.

Analizde ayrıca; planın neden başarısızlığa gittiğine dair detaylı değerlendirmelere yer verildi.

İşte Cato Institute'de yayınlanan analiz:

ABD Başkanı Trump'ın yirmi maddelik Gazze barış planı, iki yıl süren yıkıcı savaşın ardından rehinelerin geri dönüşünü sağlaması ve ateşkesi sağlaması nedeniyle övgüyü hak ediyor. Bunlar önemsiz başarılar değil.

Ancak Washington anlaşmayı ikinci aşamaya taşımaya hazırlanırken, bunun gerçek bir stratejik gerçekçilik mi yoksa sadece bir hayalperestlik mi olduğu sorusu sorulmaya başlandı.

Planın yapısı kağıt üzerinde kapsamlı. Acil ateşkes, Gazze'nin askerden arındırılması, uluslararası istikrar gücü konuşlandırılması, Filistinli teknokratlar tarafından geçiş dönemi yönetimi, büyük ölçekli yeniden inşa ve Filistin devletine giden yol üzerine detaylar var.

Ancak sorun, planın bu unsurları içermesi ile tutarlı bir uygulama stratejisine sahip olmaması.

Gerçeklik farkı

Örnek olarak; bu girişimin merkezinde yer alan Uluslararası İstikrar Gücü ele alındığında, BM Güvenlik Konseyi bu gücü ABD baskısı ile onaylamasına rağmen, ateşkesin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen, tek bir ülke bile resmi olarak asker göndermeyi taahhüt etmedi.

Başlangıçta ilgi gösteren Endonezya ve Azerbaycan gibi ülkeler, dikkat çekici bir şekilde sessiz kalmaya başladı ve nedeni açık.

Hiçbir ülke, İsrail güçleri işgal altındaki Gazze'de kalırken bu güçlerle işbirliği yaptığı görülmek istemiyor ve Müslüman çoğunluklu hiçbir ülke İsrail adına Hamas'la savaşmaya istekli değil.

Önerilen yönetişim yapısı da sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor.

Trump, yaklaşık on Arap ve Batılı liderden oluşan bir Barış Kurulu'na başkanlık etmeyi planlıyor.

Ancak böyle bir yönetimin, sadece organizasyon şeması bile beraberinde büyük tartışmaları beraberinde getiriyor ve kadar yetenekli olursa olsun meşruiyet noktasını aşamayacak görünüyor.

Filistin Devleti

Belki de en karmaşık olani ise planın Filistin devletine olan yaklaşımı.

Anlaşma, sözde “Filistin'in kendi kaderini tayin etme ve devlet olma yolunda güvenilir bir yol” için koşullar yaratabileceğini iddia ediyor. Ancak anlaşmanın tek muhatabı olan İsrail yönetimi buna asla müsaade etmeyeceklerini belirtiyor.

Sonuç olarak, diplomatik olarak herkesi memnun eden, ancak somut hiçbir taahhütte bulunmayan bir anlaşma hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Filistinlilere, taleplerinin “tanındığı” söylenirken, hiçbir zaman çizelgesi, sınır, başkent ve garanti sunulmuyor. İsraillilere ise, imkansız ön koşullar yerine getirilmedikçe Filistin devleti kurulmayacağını iddia etmeye devam ediyor.

Uluslararası toplum ise, tüm bu belirsizlikleri kapsayan “barış planına” arabuluculuk ettiği için ABD'yi tebrik etmeye devam ediyor.

Trump'ın diktesi

Trump yönetiminin, bölgesel ortakların bölgesel güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiği anlayışı doğru bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

Ancak Ortadoğu'nun Amerikan dış politikasının İsrail'in güvenliğini koruma “zorunluluğu” bu yaklaşıma rağmen, ABD'nin bölgedeki etkisi konusunda geri adım atamamasına neden oluyor.

Yani plan, aslında Trump'ıın isteklerine göre derinlemesine kişiselleştirilmiş bir plan olmaya doğru hızla gidiyor.

Bunun için de net gerekçeler var.

Birincisi, ortaya konan yaklaşım, anlaşmanın meşruiyetini siyasi geçişlerden etkilenmeyen kurumsal çerçevelerden ziyade Trump'ın siyasi kaderine bağlıyor.

İkincisi, ateşkesin sürdürülmesinin, çatışmanın çözümü için kendi kendini sürdürebilen mekanizmaların oluşturulmasından ziyade Trump'ın kişisel ilgisi ve baskısına bağlı olduğunu ima ediyor.

Üçüncüsü, bunun Amerikan desteğiyle gerçekleştirilen gerçek bir bölgesel girişimden ziyade, Arap ve Avrupalıların da desteklediği bir Amerikan-İsrail planı olduğu algısını pekiştiriyor.

Nobel Barış Ödülü paradoksu

Birçok analist, Trump'ın bu planı ilerletme konusundaki aciliyetinin kısmen Nobel Barış Ödülü'nü kazanma arzusundan kaynaklandığını öne sürüyor. Bu doğru olsun ya da olmasın, ancak bir gerçek var ki, gerçek barış bu değil.

Uluslararası toplum, ön anlaşmaların imzalanmasını, nihai çözümmüş gibi yansıtmaya çalışan talihsiz bir alışkanlık geliştirmiş görünüyor.

Örnek olarak; Oslo Anlaşmaları tarihi bir dönüm noktası olarak kutlandı. Camp David görüşmeleri, Wye River Memorandumu ve sayısız diğer girişimler de öyle. Her biri gerçek bir diplomatik başarı olarak kutlandı. Ancak hiçbirisi asla sonuca ulaşmadı.

Hiçbiri kalıcı barış sağlamadı. Çünkü hiçbiri tarafların temel talepleri arasındaki temel uyumsuzlukları ele almadı.

Trump'ın planı da benzer bir anlaşma olarak tarihteki yerini alacak gibi görünüyor.

Sonuç

Planın başarılı olması için birkaç şeyin gerçekleşmesi gerekiyor.

İlk olarak Trump, anlaşmanın şartlarına uyması için sadece Hamas'a değil, İsrail'e de sürekli baskı uygulamaya istekli olmalıdır.

Arap devletleri ise, diplomatik açıklamaların ötesine geçerek asker, finansman ve siyasi sermaye konusunda somut taahhütlerde bulunmalıdır.

Diğer yandan Avrupa güçleri, anlaşmanın belirsiz bir geçiş sürecine sürüklenmesine izin vermek yerine, hesap verebilirlik mekanizmaları ve ilerleme kriterleri konusunda ısrarcı olmalı ve tüm taraflar, planın hedefleri ile bölgenin gerçekleri arasındaki uçurum konusunda dürüst olmalıdır.

Evet, Trump'ın Gazze planı kağıt üzerinde kapsamlı görünüyor. Ancak geniş uluslararası destek görmesine rağmen tüm bu gerçeklikleri gözardı ederek ve Ortadoğu'nun dinamiklerini gözardı ederek başarılı olamaz.

Kaynak:

Cato Institute
Next

GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.

Takip Et
etiketler
İsrailGazzeSoykırımABDFilistinTrump PlanıAteşkesHamas
İLGİLİ HABERLER
The Quincy Institute: Trump savaşları bitirebilecek mi?

The Quincy Institute: Trump savaşları bitirebilecek mi?

The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?

The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?

Batı Şeria'da ilhak hamlesi: 12 Avrupa ülkesinden İsrail'e ortak tepki

Batı Şeria'da ilhak hamlesi: 12 Avrupa ülkesinden İsrail'e ortak tepki

ABD Başkanı Donald Trump'ın AB'ye uyguladığı ek gümrük vergileri 2025'in ana gündemiydi

ABD Başkanı Donald Trump'ın AB'ye uyguladığı ek gümrük vergileri 2025'in ana gündemiydi

ABD'nin California eyaletinde olağanüstü hal ilan edildi

ABD'nin California eyaletinde olağanüstü hal ilan edildi

İran Dışişleri Bakanı Arakçi yaptırımların etkisiz olduğunu savundu

İran Dışişleri Bakanı Arakçi yaptırımların etkisiz olduğunu savundu

ÖNE ÇIKAN KÖŞE YAZISI
Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

“Operasyonun Hedefi Fenerbahçe” Demek Yargının İşini Yapmasını Engellemektir

DİĞER HABERLER
Strategic Studies War Institute: 2026 yılı Netanyahu'nun kabus yılı mı olacak?

Strategic Studies War Institute: 2026 yılı Netanyahu'nun kabus yılı mı olacak?

Eurasia Review: 2025 yılının en önemli jeopolitik olayları

Eurasia Review: 2025 yılının en önemli jeopolitik olayları

Geopolitical Futures: ABD'nin Venezuela ablukasının jeopolitik arka planı ne?

Geopolitical Futures: ABD'nin Venezuela ablukasının jeopolitik arka planı ne?

The Hill: Suriye'nin kırılgan istikrarı ve Türkiye'nin rolü

The Hill: Suriye'nin kırılgan istikrarı ve Türkiye'nin rolü

Responsible Statecraft: Birleşmiş Milletler yapısı küresel işlevini tamamen yitirdi mi?

Responsible Statecraft: Birleşmiş Milletler yapısı küresel işlevini tamamen yitirdi mi?

Arab News: Türkiye-Mısır yakınlaşması ve bölgesel dengeler

Arab News: Türkiye-Mısır yakınlaşması ve bölgesel dengeler

The Atlantic: Ukrayna'ya önerilen anlaşma uygulanabilir mi?

The Atlantic: Ukrayna'ya önerilen anlaşma uygulanabilir mi?

Foreign Policy: Trump küresel kurumları hedef alarak ne hedefliyor?

Foreign Policy: Trump küresel kurumları hedef alarak ne hedefliyor?

The New Arab: Küresel güç mücadelesinde Türk Devletleri Örgütü'nün etkisi artıyor

The New Arab: Küresel güç mücadelesinde Türk Devletleri Örgütü'nün etkisi artıyor

Brussels Signal: ABD-Avrupa ilişkileri kırılma noktasında

Brussels Signal: ABD-Avrupa ilişkileri kırılma noktasında

Download GDH App
Download GDH App
Loading Spinner