SON DAKİKA:

planlama
31 Aralık resmi tatil mi, yarım gün mü?
23 Aralık Gümüş fiyatları
10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH Digital

Haberin merkezine hoş geldiniz! Son dakika haberler, analizler ve yorumlar... GDH Digital ile bilgiye ulaşın.

Gizlilik politikamızı okuyun.

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Ana SayfaGündemDünyaEkonomiSavunmaTeknolojiKültür & SanatSporSağlıkYakın PlanYazarlarHaftalıkUzay
TarihPozitifTeknofestYaşamİnfografikPodcastGaleriTelevizyonBiyografiEğitimCanlı GelişmelerDeprem HaritasıYerel Haberler
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber Gönder
Gizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text
  • GDH
  • Yakın Plan
  • Middle East Eye: İsrail'in yayılmacılığı nasıl yeni bir aşamaya girdi?

Middle East Eye: İsrail'in yayılmacılığı nasıl yeni bir aşamaya girdi?

Yinon Planı, Oslo Anlaşmaları, Sykes-Picot ve Tom Barrack'ın söylemleri. İsrail'in yayılmacılığı nasıl yeni bir aşamaya girdi?

Son Güncelleme: 08.10.2025 - 05:59

editor avatar
Adem Kılıç

Editör

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş
Middle East Eye: İsrail'in yayılmacılığı nasıl yeni bir aşamaya girdi?

İngiltere merkezli yayın organlarından Middle East Eye'de, İsrail'in saldırgan stratejisinin ve bitti denilen Sykes-Picot sürecinin geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Sykes-Picot anlaşmasının Arap dünyasını bölmesinden bir asırdan fazla bir süre sonra, İsrail'in kendi hegemonyacı projesini sürdürerek “sınırları değiştirme” hedefini yeni bir boyuta taşıdığı tespiti yapılan analizde, ABD'nin Suriye özel temsilcisi Barrack'ın ve İsrail'in adımlarının arka planına dair değerlendirmelerde bulunuldu.

Analizde ayrıca, İsrail'in bölgesel saldırılarının geleceğine dair öngörülere yer verildi.

İşte Middle East Eye'de yayınlanan analiz:

Tom Barrack geçtiğimiz haftalarda verdiği bir röportajda “İsrail herkese saldırıyor” diyerek Suriye, Lübnan ve Tunus'u örnek gösterdi.

Barışın “bir illüzyon” olduğunu ve sınırların “müzakereler için bir para birimi” olduğunu söyleyen Trump yönetiminin Suriye özel temsilcisi, İsrail'in savaşları ve Washington'un bu savaşlarla yakın ilişkisi hakkındaki açık sözlü açıklamalarıyla manşetlere taşındı.

Sadece birkaç hafta önce, “İsrail'in gözünde, Sykes-Picot tarafından çizilen bu sınırlar anlamsız” diyen Barrack, İsraillilerin “istedikleri zaman istedikleri yere gideceklerini ve sınırlarını korumak için istediklerini yapacaklarını” ise pervasızca dile getirmişti.

Bu ifadenin kışkırtıcı yönü bir kenara bırakılırsa, geriye kalan şey; 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in eski sömürge haritalarının ötesinde bir hegemonyacı strateji izlemekte olduğudur.

2023 sonlarından bu yana, İsrail başbakanı olarak görev yapan ve savaş suçu ile yargılanan Benjamin Netanyahu, Gazze'deki soykırım savaşının sona ermesini İsrail'in tam hakimiyetine bağlayan bir “ertesi gün” doktrini resmileştirdi.

Savaş, tüm düşmanlarını yok etmek ve yeni bir Ortadoğu için haritaları yeniden çizmek amacıyla, bölge genelinde art arda gelen saldırılara dönüştü.

Netanyahu, Trump ikinci defa göreve geldikten sonra, onunla ilk görüşmesinin ardından hemen sonra indiği Ben-Gurion Havalimanı'nında da şunları söylemişti.

“Kararlarımız haritayı yeniden çizdi ve Trump ile birlikte çalışarak daha fazlasını yapabiliriz.”

Haritaları yeniden çizmek

Sykes-Picot anlaşmasının Arap dünyasını bölmesinden bir asırdan fazla bir süre sonra, İsrail kendi hegemonyacı projesini sürdürerek sınırları egemenlik ve genişlemeye tabi kılıyor.

Washington'un desteğiyle bu strateji, bölgedeki kontrolü sağlamak için devletleri parçalamaya ve bölünmeleri istismar etmeye dayanıyor.

2024 yılının başında Netanyahu, savaş sonrası ilk resmi çerçevesini yayınladı.

İsrail, uluslararası hukuku ve Oslo Anlaşmalarını ihlal ederek, Gazze ve Batı Şeria'nın büyük bir kısmında, özellikle C Bölgesi'nde yürütülen etnik temizlik kampanyasının bir parçası olarak, tüm Filistin toprakları üzerinde tam kontrolünü sürdürecek ve UNRWA'yı lağvedecekti.

2024-25 yıllarının büyük bir bölümünde İsrail hükümeti buna uygun olarak hareket etti. Mısır ile 1979'da imzalanan barış antlaşmasını ihlal ederek Gazze-Mısır sınırındaki Philadelphi Koridoru'nu ele geçirerek tampon bölgesini genişletmeye çalıştı.

2024 yılının Kasım ayında Hizbullah ile ateşkes anlaşması imzalayan İsrail, kuzeydeki tampon bölgesini genişletmek için Lübnan'ın güneyindeki beş stratejik noktada kalacağını açıkladı. O günden bu yana ateşkes binlerce kez ihlal edildi.

Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin düşmesinden birkaç gün sonra İsrailliler Suriye'yi işgal etti ve 600 km kareden daha fazla yeni Suriye toprağını ele geçirdi. Bu alan, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nin yarısından fazlasına denk geliyor.

Bu işgalin ardından Savunma Bakanı İsrail Katz, İsrail ordusunun “Suriye'de sınırsız bir süre kalmaya hazır olduğunu” ve “Hermon'daki güvenlik bölgesini elinde tutacağını ve güney Suriye'deki tüm güvenlik bölgesinin silahsızlandırılmasını ve tehditlerden arındırılmasını sağlayacağını” açıkladı.

O zamandan beri Netanyahu, İsrail'in bu toprakları kalıcı olarak işgal etmeyi planladığını doğruladı ve açıkça şöyle dedi.

“İsrail Golan'ı elinde tutmaya devam edecek, onu gelişmeye teşvik edecek ve buraya yerleşecek.”

İsrail ayrıca silahsızlandırılmış tampon bölgede en az altı askeri üs kurdu ve Netanyahu, bu bölgeyi belirleyen 1974 anlaşmasının eski Esad hükümeti ile yapıldığı için artık geçerli olmadığını iddia etti.

Eski stratejiler

Barrack'ın sözleri tanıdık geliyor. Bunun nedeni bu stratejik hamlenin 7 Ekim ve hatta Oslo'dan önce de var olan versiyonları olmasıdır.

1982'de, o zamanlar İsrail dışişleri bakanlığının eski üst düzey yetkilisi olan Oded Yinon, Dünya Siyonist Örgütü'nün bir dergisinde, “1980'lerde İsrail için Bir Strateji” başlıklı bir makale yayınladı.

Ve daha sonra “Yinon Planı” olarak anılan bu yazı, kısa sürede İsrail'in Orta Doğu'daki hegemonyacı planlarının ideolojik temeli haline geldi.

Plan, sömürgeci Sykes-Picot sınırlarına değil, Siyonist devleti çevreleyen parçalanmış ve mezhepçi siyasi yapılara dayanan bir bölgesel düzen öngörüyordu.

Yinon, Lübnan'ı beş eyalete bölmeyi önerdi ve bunu Arap dünyasının geri kalanı için bir emsal olarak sundu. Suriye ve Irak'ın, İsrail'in doğudaki birincil hedefleri olarak etnik veya dini kantonlara bölünmesini öngördü.

Bundan on yıl sonra, Siyonist stratejistlerin akademik ikonu Bernard Lewis benzer bir bakış açısı sundu. Bu defa hedef Irak'tı ve Lübnan'ın ardından Irak için de benzer bir süreç işletildi.

Lewis, birçok Orta Doğu ülkesinin son zamanlarda yapay olarak kurulmuş, zayıf sosyal uyum ve ortak kimlik eksikliği ile karakterize edilen yapılar olduğunu savundu.

Bir devletin merkezi otoritesi çökerse, mezheplere, kabilelere, bölgelere ve partilere bölüneceğini iddia etti ve bu plan hayata geçirildi.

‘Güvenlik’ sınırları

1982'deki Lübnan'ın işgalinden birkaç gün sonra Begin, İsrail parlamentosu Knesset'e yaptığı açıklamada askeri saldırının gerçek nedenini şu sözlerle itiraf etti.

“İsrail ordusu, İsrail sınırının kuzeyinde 25 millik bir güvenlik bölgesi kurar kurmaz, işimiz bitmiş olacak.”

Benzer şekilde, dönemin Başbakanı Yitzhak Rabin, Oslo Anlaşması'ndan sonra bile, Ekim 1995'te Knesset'e yaptığı açıklamada;

“İsrail Devleti'nin güvenlik sınırı, bu terimin en geniş anlamıyla Ürdün Vadisi'nde yer alacaktır”

ifadelerini kullandı.

Ve otuz yıl sonra Netanyahu, 2024'te Gazze için bu formülü güncelledi ve neredeyse birebir ifadelerle,

"Öngörülebilir gelecekte orada üstün güvenlik kontrolünü elimizde tutmalıyız.”


ifadelerini kullandı.

On yıllar süren yayılmacı operasyonlar ve istikrarsızlaştırıcı politikalar boyunca yapılan bu açıklamalar, Barrack'ın sözlerine tarihsel bir derinlik katıyor.

Sykes-Picot anlaşması bölge haritasına düz çizgiler çizmişse, birbirini izleyen İsrail liderleri de kontrol eğrileri çizmişlerdir. İlhaklar, koridorlar, vadiler, kuşaklıklar, tampon bölgeler. Bunlar, arzu edilen topraklar, gözetim, erişim ve kısıtlama olmaksızın saldırı yeteneği ile tanımlanmıştır.

Yani Barrack'ın “anlamsız çizgileri”, kağıt üzerindeki sınırları silmekten çok, onları İsrail'in bölgesel hegemonyası arayışına tabi kılmakla ilgilidir.

Sonuç

Kısa bir süre önce, Netanyahu bir gazeteciye İbranice olarak “tarihi ve manevi bir misyon” üstlendiğini ve “Vaat Edilen Topraklar ve Büyük İsrail vizyonuna çok bağlı” olduğunu söyledi.

Bu açıklaması, işgal altındaki Filistin topraklarından Lübnan ve Suriye'ye kadar İsrail'in savaşlarının ardındaki itici ideolojiyi ortaya koydu.

Gelinen noktada sadece İsrail'in yeniden çizdiği hakimiyet haritasını reddeden bir düzen, toprakları ve özgürlükleri savunabilir, Filistin için adaleti sağlayabilir ve bölgenin istikrarını güvence altına alabilir.

Kaynak:

Middle East Eye

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Next

NSosyal

Instagram

X

YouTube

Telegram

etiketler
İsrailGazzeİşgalSoykırımOrtadoğuNetanyahuSuriyeLübnan
İLGİLİ HABERLER
Netanyahu'dan ilginç karar: İsrail Ordu Radyosu kapanıyor

Netanyahu'dan ilginç karar: İsrail Ordu Radyosu kapanıyor

İsrail basını: "Türkiye sekizinci ve en riskli cephe"

İsrail basını: "Türkiye sekizinci ve en riskli cephe"

Batı Şeria'da ilhak hamlesi: 12 Avrupa ülkesinden İsrail'e ortak tepki

Batı Şeria'da ilhak hamlesi: 12 Avrupa ülkesinden İsrail'e ortak tepki

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki kapsamlı anlaşmanın açıklanması bekleniyor

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki kapsamlı anlaşmanın açıklanması bekleniyor

DEAŞ'ın sözde Şam valisi düzenlenen operasyonla yakalandı

DEAŞ'ın sözde Şam valisi düzenlenen operasyonla yakalandı

İran Dışişleri Bakanı Arakçi yaptırımların etkisiz olduğunu savundu

İran Dışişleri Bakanı Arakçi yaptırımların etkisiz olduğunu savundu

ÖNE ÇIKAN KÖŞE YAZISI
Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

“Operasyonun Hedefi Fenerbahçe” Demek Yargının İşini Yapmasını Engellemektir

DİĞER HABERLER
Strategic Studies War Institute: 2026 yılı Netanyahu'nun kabus yılı mı olacak?

Strategic Studies War Institute: 2026 yılı Netanyahu'nun kabus yılı mı olacak?

Eurasia Review: 2025 yılının en önemli jeopolitik olayları

Eurasia Review: 2025 yılının en önemli jeopolitik olayları

Geopolitical Futures: ABD'nin Venezuela ablukasının jeopolitik arka planı ne?

Geopolitical Futures: ABD'nin Venezuela ablukasının jeopolitik arka planı ne?

The Hill: Suriye'nin kırılgan istikrarı ve Türkiye'nin rolü

The Hill: Suriye'nin kırılgan istikrarı ve Türkiye'nin rolü

Responsible Statecraft: Birleşmiş Milletler yapısı küresel işlevini tamamen yitirdi mi?

Responsible Statecraft: Birleşmiş Milletler yapısı küresel işlevini tamamen yitirdi mi?

Arab News: Türkiye-Mısır yakınlaşması ve bölgesel dengeler

Arab News: Türkiye-Mısır yakınlaşması ve bölgesel dengeler

The Atlantic: Ukrayna'ya önerilen anlaşma uygulanabilir mi?

The Atlantic: Ukrayna'ya önerilen anlaşma uygulanabilir mi?

Foreign Policy: Trump küresel kurumları hedef alarak ne hedefliyor?

Foreign Policy: Trump küresel kurumları hedef alarak ne hedefliyor?

The New Arab: Küresel güç mücadelesinde Türk Devletleri Örgütü'nün etkisi artıyor

The New Arab: Küresel güç mücadelesinde Türk Devletleri Örgütü'nün etkisi artıyor

Cato Institute: Trump'ın Gazze barış planı sadece bir hayal mi?

Cato Institute: Trump'ın Gazze barış planı sadece bir hayal mi?

Download GDH App
Download GDH App
Loading Spinner