SON DAKİKA:

planlama
31 Aralık resmi tatil mi, yarım gün mü?
23 Aralık Gümüş fiyatları
11°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH Digital

Haberin merkezine hoş geldiniz! Son dakika haberler, analizler ve yorumlar... GDH Digital ile bilgiye ulaşın.

Gizlilik politikamızı okuyun.

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Ana SayfaGündemDünyaEkonomiSavunmaTeknolojiKültür & SanatSporSağlıkYakın PlanYazarlarHaftalıkUzay
TarihPozitifTeknofestYaşamİnfografikPodcastGaleriTelevizyonBiyografiEğitimCanlı GelişmelerDeprem HaritasıYerel Haberler
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber Gönder
Gizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
11°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Fazıl Ergüt
  • Hiçliğin çağrısı
Fazıl Ergüt
Fazıl Ergüt

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

Hiçliğin çağrısı

Hiçlik, yokluğun karanlığı değildir; Rabbine yakınlaşmanın nurudur. Kırık bir kalbin, secdenin toprağında tamamlanmasıdır.

Son Güncelleme: 10 Aralık 2025 Çarşamba - 07:00 | GDH Haber

editor avatar
Fazıl Ergüt

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş

İnsanın hakikate yürüyüşü, çoğu zaman bir kalabalıktan değil, bir hiçlikten başlar.

Dışarıdan görünen bütün gürültülerin, zaferlerin, yenilgilerin, unvanların ötesinde; insanın kalbinin tam merkezinde sessiz bir menzil vardır.

İşte o menzile varanın duyduğu ilk ses, hiçliğin çağrısıdır.

 

Bu çağrı, kulağa değil; ruhun derinliklerine dokunur.

“Ben” dediğimiz putun sessizce yıkıldığı, nefsin elbiselerinin tek tek soyulduğu bir sükunettir bu.

Ve insan en çok o zaman anlar!

Hakikat, insanın büyüklüğünde değil, kendi hiçliğini fark edişindedir.

 

Tasavvuf ehli asırlardır aynı gerçeği fısıldar;

Kul, ‘hiç’ olabildiği ölçüde ‘var’ olur.

Çünkü insanın gerçek varlığı, kendi kudretinden değil, acziyetinden doğar.

 

Hiçlik, yokluğun karanlığı değildir; Rabbine yakınlaşmanın nurudur.

Kırık bir kalbin, secdenin toprağında tamamlanmasıdır.

Benliği eriten, gönlü yücelten bir sırdır.

 

Nefsin en büyük taassubu “ben” demesidir;

kalbin en büyük özgürlüğü ise o “ben”den uzaklaşması.

Bu yüzden su, kabına sığmaz; akmak ister.

Aşık, dünyaya sığmaz, Rabbine koşmak ister.

İnsan da benliğe sığmaz, hakikate yönelmek ister.

 

Hiçliğin çağrısı insana şöyle der:

“Bırak kendini,

Bırak nefsinin yüklerini,

Bırak sen sandığını…”

 

Ve insan o anda fark eder ki;

Kul olmak, yük değil; yükten kurtuluştur.

Sarsılmaz bir teslimiyet, hesapsız bir güven, tarifsiz bir sükunettir.

Kalp dünyaya tutundukça yorulur, Rabbine yöneldikçe hafifler.

 

O yüzden sufiler der ki;

“Dünyayı terk etmek değil, dünyayı kalbinden indirmektir zühd.”

Çünkü dünya elinde oldukça seni esir edemez;

kalbine yerleşince seni kendine kul eder.

 

Hiçliğin çağrısı, insanın kalbine şunu öğretir;

“Sana güç veren sen değilsin.

Seni ayakta tutan sen değilsin.

Varlığın O’ndandır, dönüşün O’nadır.”

 

Ve bu idrak, bir ömürlük yolculuğun anahtarıdır.

Kul, o anahtarın kapısını açtığında;

içeriye sessizlik, teslimiyet, huzur ve merhamet dolar.

Orada ne kibir kalır, ne öfke, ne de kendini olduğundan fazla sanmak!

Sadece Allah’ın hatırlanması vardır.

Ve Allah’ı hatırlayan kalp, bir daha asla kaybolmaz.

 

Belki de insanın bütün arayışı, bütün sızısı, bütün yolu; kendi hiçliğini anlayıp, Allah’ın sonsuzluğuna sığınmak içindir.

 

Ve bu çağrı…

Her nefeste, her sükutta, her secdede yeniden yankılanır!

 

Hiçliğin çağrısı,

Hakikate açılan en derin kapı.

 

Vesselam…

yazarın diğer yazıları

Siyasetin Çıplak Gerçeği

İktidar, çoğu zaman sanıldığı gibi sadece gücü elinde tutmak değildir. Asıl iktidar, sorumluluğun kime ait olduğunu belirleme kudretidir. Çünkü güç paylaşılsa bile, hesap her zaman tek bir deftere yazılır.

Devamını Oku

21 Aralık 2025 Pazar - 08:00

Medya Kirlenirse, Toplum Zehirlenir

Masumiyet karinesi, henüz yargı kararı olmayan hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesini emreder. Gelinen noktada bu ilkenin, kimi zaman medya eliyle, kimi zaman da kamu gücünün hoyrat kullanımıyla zedelendiğini üzülerek görüyoruz.

Devamını Oku

20 Aralık 2025 Cumartesi - 08:00

Zamanı aşan liderlik ahlakı

Yaşadığımız çağ, gürültünün aklı bastırdığı, hızın hikmeti boğduğu bir çağ. Bugün, geçmişten bir isme değil, bir liderlik ahlakına ihtiyacımız var. Sokullu Mehmet Paşa’nın liderlik anlayışına…

Devamını Oku

17 Aralık 2025 Çarşamba - 08:00

Yazarın Tüm Yazıları
diğer yazarlar
Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]