SON DAKİKA:

planlama
31 Aralık resmi tatil mi, yarım gün mü?
23 Aralık Gümüş fiyatları
10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yakın Plan

Yazarlar

Haftalık

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH Digital

Haberin merkezine hoş geldiniz! Son dakika haberler, analizler ve yorumlar... GDH Digital ile bilgiye ulaşın.

Gizlilik politikamızı okuyun.

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Ana SayfaGündemDünyaEkonomiSavunmaTeknolojiKültür & SanatSporSağlıkYakın PlanYazarlarHaftalıkUzay
TarihPozitifTeknofestYaşamİnfografikPodcastGaleriTelevizyonBiyografiEğitimCanlı GelişmelerDeprem HaritasıYerel Haberler
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber Gönder
Gizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
10°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Mehmet Kancı
  • Sentetik devlette hezeyan mevsimi-2
Mehmet Kancı
Mehmet Kancı

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

Sentetik devlette hezeyan mevsimi-2

Yunanistan, Avrupa’dan ümidi kesmiş olacak ki rotayı değiştirerek İsrail'i yeni patronu olarak kabullendi.

Son Güncelleme: 10 Aralık 2025 Çarşamba - 15:58 | GDH Haber

editor avatar
Mehmet Kancı

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
Paylaş

Yunanistan bayrağı - AA

Öncelikle Rus Çarlığı ile Birleşik Krallık’ın tasarım devleti Yunanistan’ın geçmişten bugüne kadar ki yolculuğunu özetlediğimiz yazının ilk bölümüne gösterdikleri ilgi için tüm gdh takipçilerine, okurlarına teşekkürler.

Birinci bölümü kapatırken, siyasi kariyerini Türkiye düşmanlığı üzerine kurgulamış olan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın kendi akıllarıymış edasıyla anlattığı, İsrail’den kumanda edilmekte olan Ege Denizi’ndeki adaları silahlandırma programı ile ilgili açıklamalarına değinmiştik. Dendias yenilen pehlivan güreşe doymaz misali Ege Denizi’ni kaşımaya hevesli.

15 Nisan 2021’deki Ankara ziyareti sırasında gördüğü misafirperverliği idrak etmekte zorlanıp, kapalı kapılar ardında varılan mutabakatı çiğneyerek, kameralar önünde, ülkesinin Başbakanı Miçotakis’i Türkiye üzerinden vurmaya kalkmış, ağzının payını da dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan almıştı.

O günler hala Avrupa Birliği’nin güç odağı zannedildiği zamanlardı ve Dendias, Ege’deki sorunları Brüksel üzerinden dayatmalarla çözme teşebbüsünde bulunmuştu. Ancak geçen hafta yayımlanan ABD Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi’nde de altı kalınca çizildiği üzere, Avrupa Birliği’nin çökmesi bir yana Avrupa medeniyetinin sonunun gelip gelmediği tartışılmakta.

Atina’nın yeni patronu İsrail

Yunanistan da, Avrupa’dan ümidi kesmiş olacak ki dümeni İsrail’den yana kırarak kendisine yeni bir patron edindi. Nitekim geçen haftaki yazının yayınlanmasının hemen ertesinde Yunanistan parlamentosu İsrail’den PULS tipi 36 adet çok namlulu roketatar sistemi alınmasını onayladı. Peki bu silah sistemi İsrail’in hangi firmasından alınacak? Cevap Elbit Systems. Lakin Yunan parlamentosunun bu kararı almasının hemen ardından 8 Aralık Pazartesi günü bir sürpriz gelişme daha yaşandı.

Kuzey Atlantik İttifakı NATO, İsrail’in bu en büyük savunma şirketinin “tedarikçi listesindeki” varlığını askıya aldı. Sebep ise İsrail firması hakkındaki yolsuzluk soruşturması. Bu soruşturma, İsrail firmasının çeşitli ülkelerdeki ihaleleri kazanmak için rüşvet verdiği iddialarının yanı sıra kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarını da kapsıyor.

Yunan halkı siyasetçiler ve silah tüccarları tarafından dolandırılmaya doyamıyor mu?

Anlaşılan Yunan halkı seçtiği siyasetçiler aracılığıyla dolandırılmaya doyamıyor. Bundan 25 yıl önce Alman Thyssen Krupp firmasının da Yunanistan’a Tip 214 tipi denizaltılar satmak için rüşvet dağıttığı ortaya çıkmıştı. Dönemin Savunma Bakanı Akis Çohacopulos’un da dağıtılan 100 milyon dolarlık rüşvetten payını aldığı ortaya çıkmış ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Darısı Dendias’ın başına inşallah.

Yine de Yunanistan yargısının acele etmemesinden yanayım. Çünkü sırada daha İsrail’den almayı planladıkları 3 milyar avroluk çok katmanlı hava ve füze savunma sistemi var. Bu sistemin de alım kararı parlamentodan geçtikten sonra bir soruşturmanın başlaması yaşanacak rezilliğin de alacakları sistem gibi katmanlı olmasını sağlar, bizim için de seyir zevki artar.

Türk düşmanlığının bilinçaltı geçen hafta dile geldi

Dendias’a icap ettiği kadar yer ayırdıktan sonra gelelim 2015-2020 yılları arasında Yunanistan Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Prokopis Pavlopulos’un geçen haftaki sayıklamalarına. Yazımızın ilk bölümünde Yunanistan’ın, Türk düşmanlığında Avrupa’nın bilinç altını temsil ettiğini belirtmiştim. Pavlopulos işte o bilinçaltının dışa vurum hali olarak sahneye çıktı. Bakalım neler demiş:

  • “Ege’nin yüzde 75’i Yunanistan’a aittir. Türkiye’nin Ege’nin sadece en fazla yüzde 25’i üzerinde hakkı var. Eşit paylaşım olamaz.”
  • “Karasularına baktığımızda Ege’nin yüzde 43,5’i Yunanistan’da, Türkiye’nin elinde sadece yüze 7,5’i var.”
  • “Eğer Yunanistan yasal hakkını kullanarak karasularını 12 mile çıkarırsa o zaman oranımız yüzde 71,5’e çıkıyor.”
  • “Bu da Türkiye’nin savaş tehdidinin Uluslararası ve Avrupa Hukuku açısından ne kadar akıl almaz olduğunu gösteriyor.”
  • “Kıbrıs konusunda kesin tutumlar sergilemeliyiz ve üzerinde pazarlık olmamalı; federal bir devlet ve işgal güçlerinin geri çekilmesi, üçüncü tarafların garantörlüğünün kaldırılması.”
  • “Açık veya üstü örtülü şekilde hiçbir şekilde iki devlete izin verilmemeli, tolere edilmemeli; böyle bir çözüm ancak Türkiye’nin Kıbrıs’ı parçalamasına hizmet eder.”

Pavlopulos’un bu ifadelerini yalnızca bir hezeyan silsilesi olarak değerlendirmek hata olur. Bu sözler, Türk düşmanlığını varlık sebebi addeden Yunan devletinin, bir başka deyişle “Etniki Tema”nın mesajlarıdır. Peki Etniki Tema nedir?

Bu sorunun yanıtı için 1988-1990 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti Gümülcine Başkonsolosluğu görevinde bulunmuş ve 18 Haziran 2025 tarihinde yaşama veda etmiş olan Emekli Büyükelçi Hasan Kemal Gür’ün anılarına başvuralım:

“Yunanın ruh hâli geçmişi unutmaya, geçmişle barışmaya müsait değildir. "Etniki Tema" disiplininin değişmesi beklenmemelidir. "Etniki Tema" Yunan siyasetinde bir yaşam gerçeği ve mecburiyettir. Türk ve Türkiye paranoyası Etniki Temayı beslediği sürece Batı Trakya’da uygulanan asimilasyon politikası da terk edilmeyecektir.

Yunan bürokrasisi, STK'ları ve siyasi partileri "Etniki Tema" gereklerini verine getirmekte üstün donanımlı ve ziyadesiyle istikrarlıdır. Mesela Dışişleri Bakanlığı, İstihbarat Örgütü (KİP) ve Ortodoks Kilisesi arasında görüş ayrılığı yaşanmaz”

Merhum Büyükelçi Gür’ün Yunanistan’a dair tespitlerini daha detaylı okumak isteyen ilgi okurlar Muhammed Murat Arslan’ın “Zor Zamanlarda Diplomat Olmak” adlı kitabına başvurabilirler. Gür, kitabın kendisine ayrılan bölümünde Yunanistan’da 1989’daki genel seçimlerde adaylığı reddedilen ve seçim kampanyasında Türklük propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan merhum milletvekili Sadık Ahmet’in mahkeme sürecine de değiniyor.

26 Ocak 1990’da başlayan duruşmalarda Yunan devletinin sergilediği rezillikleri ve 28 Ocak günü Yunan gizli servisi tarafından Batı Trakya Türklerine karşı başlatılan ırkçı saldırılar, yağma, kundaklama ve hırsızlıkların detaylarını da yine Gür’ün anıları vasıtasıyla bu kitapta bulabilirsiniz.

Ve yazımızın sonuna gelirken, Dendias’ın Ege Denizi’ni silahlandırma açıklamalarıyla aynı günlere denk gelen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Yunan Kathimerini gazetesine verdiği demece bakalım.

ABD’nin tamamen duygusal Türk-Yunan dostluğu hayali: Büyükelçi Barrack bu demeci Kathimerini’ye vererek yola doğru yerden çıkmış

Açıkçası bu demeçlerdeki ifadeler zamanlaması itibarıyla ya Barrack ya da Dendias için talihsizliğe işaret ediyor. Büyükelçi Barrack, “birbirleriyle bağları olan iki büyük ülkenin yüzlerce, hatta binlerce yıl önce yaşanan olaylarla ilgili hala kavgalı olması anlamsız” gibi pek derin tespitlerle!

Yunanistan ve Türkiye’nin ilişkilerinde yeni bir çerçeve oluşturmaları gerektiğini söylemiş. Hatta ABD Başkanı Trump ile Türkiye-Yunanistan ilişkileri meselesini de ele almışlar ve “iki tuğlayı birbirine bağlayan harç olabilir miyiz? Onları adım adım yakınlaştırabilir miyiz?” demişler. Ve ardından sadede geliyor Büyükelçi Barrack: “Doğu Akdeniz’de yeni bir bölgesel düzen, yeni bir işbirliği şekli lazım. Hedefimiz bu. ABD’nin bu konuda köprü olabileceğini düşünüyoruz”. diyor ve akabinde şu ifadeleri sıralıyor.

“Tarihten aldığımız derslere bakın. Baharat Yolu, İpek Yolu; tüm bunlar doğu ile batıyı üç dört farklı rotadan bağlıyordu ve bu refah yolları boyunca kültürler yoğunlaşıyordu.”

  • “Bu yine olabilir, ancak 1919’dan sonra ulus devletlerin kurulması bunu bozdu. Her ülkenin, her devletin farklı şekilde yönetilmesi fikri pek iyigitmedi.”
  • “Yeni bir refah modeli kurabiliriz; dev fosil yakıt rezervlerinin olduğu Hazar, Türkiye ve Yunanistan’ın geçiş kapısı olduğu Doğu Akdeniz tarafından bloke ediliyor.”
  • “Bu geçiş kapısı nasıl açılabilir? Siyasi karmaşadan kurtulursanız. Ve siyasi karmaşadan kurtulursanız refah oluşur. Umudumuz bu.”
  • “Kıbrıs önemli. Aslında sağlıklı bir bedenin ortasında bir çıban olamaz. Bedenin tüm bölgeleri iyileştirilmeli. Kıbrıs bunun kritik bir parçası. Umuyoruz ki, çözümün parçası olur.”

Gördüğünüz gibi değerli okuyucular ABD’nin Türkiye-Yunanistan ilişkilerin düzeltme hedefi son derece duygusal! Yani konunun Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarıyla, Orta Asya’daki nadir toprak elementleri kaynakları ile, Çin Halk Cumhuriyeti’nin karadan ve denizden çevrelenmesiyle, Çin’in “Demir İpek Yolu İnisiyatifi”nin önünü keserek, tam ters yönde bir hattı Hazar geçişiyle Asya’nın böğrüne saplamakla falan haşa alakası yok.

Şimdi burada ABD’nin Rum lobisi şantajlarına boyun eğerek Türkiye’ye 1960’lı yıllardan bu yana uyguladığı örtülü silah ambargolarından, afyon ekimini bahane ederek başlayan ve Kıbrıs Barış Harekatı gerekçe gösterilerek ABD’nin Türk ordusuna ambargo süreçlerinden, 12 Eylül darbesinden sonra darbeci generallerimizi kandırarak Yunanistan’ın nasıl NATO’nun askeri kanadına dönüşünü sağladığından bahsedecek olursak bu yazının sonu gelmez.

İhtiyaç halinde üçüncü bölümü yazmak üzere şimdilik Yunanistan meselesine burada nokta koyalım.

yazarın diğer yazıları

Sentetik Devlette Hezeyan Mevsimi-3

Doğu Akdeniz’deki Türkiye aleyhtarı ittifak nihayet ete kemiğe bürünüyor. Netanyahu-Miçotakis-Hristodulidis üçlüsünün biraraya getiren ortak nokta ise Türkiye aleyhtarlığı.

Devamını Oku

24 Aralık 2025 Çarşamba - 08:55

Provokasyon Mevsimi ve Sisli Ufuklar

Son 3 yılda Rusya-Ukrayna Savaşı ve İsrail’in Gazze’deki soykırımı vesilesiyle defalarca aldığımız bir ders var. Akan kanın durdurulması için başlatılan diplomatik girişimler ne zaman belli bir noktaya gelse mutlaka anormal gelişmeler yaşanıyor, provokasyonlar devreye giriyor.

Devamını Oku

17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:10

Sentetik devlette hezeyan mevsimi - 1

Yunanistan demek Türk kimliğine karşı Avrupa’nın bilinçaltı demektir. Açıktan yapamadıklarını yapmak için kullandıkları maşa demektir.

Devamını Oku

03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:26

Yazarın Tüm Yazıları
diğer yazarlar
Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]

Yazar
Taceddin Kutay
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]